İlber Ortaylı Sözleri, İlber Ortaylı Özlü Sözler


İlber Ortaylı Sözleri

Sayfamızda İlber Ortaylı Sözleri, İlber Ortaylı Özlü Sözler, yer almıştır.

Türkler umumen tembeldir.

Tarihçinin ihtisası olmaz.

Spikerler Türkçe konuşmayı bilmiyor.

Kütüphane nedir? Beşeriyetin hafızasıdır.

Karadenizli müteahhitler, Mısır uzmanı oldu.

İhtilâlle demokrasi öğrenmek marifet değildir.

İyi muâmele edilmiş olduğu yerde azınlıklar erirler.

Mustafa Kemal Atatürk döneminde Avrupa’da demokrasi falan yoktur.

Bir cemiyet, iyi tarih yazıyorsa rafine bir cemiyet olur.

İLBER ORTAYLI SÖZLERİ

Kanuni’yi sevmek için Mustafa Kemal Atatürk’e düşman olmaya gerek yok.

Tarih kâğıtla ve sözle olmaz, coğrafyayı bilmek gerekir.

Türkler olmadan bir dünya zamanı yazmak mümkün değildir.

Vergi toplayamayan devlet, devlet vasfına sâhip değildir.

Öyleki bir hava vardır; tutsaklık gören kimseler, başkalarını ezmeyi sever.

Yeni Türkiye diyen ya megalomandır ya tamamen cahildir ya da tımarhaneliktir.

Bugün müzede düğün yapılmasına müsaade eden görevli, yarın müzede çamaşır yıkar.

İkinci Dünya Savaşı, cephede öldürdüklerinden fazlaca, geride yaşayan ölüler bıraktı.

İtalya kültürünü bilmeyenler, Avrupa kültürünü bilmesi imkansız, tanıyamaz ve anlayamazlar.

Birinci Roma fazlaca tanrılıydı. İkincisi Hristiyan’dı. Üçüncüsü Müslüman olması imkansız mıydı?

Toplumun geri kalmışı, insanlarını kabiliyetine gore değerlendiremeyen cemiyet anlama gelir.

Okumadan meydana getirilen politika tehlikelidir, belediyeciliğe benzemez. Teferruatın bilinmesi gerekir.

Bizim Ulusal Eğitim camiamızı yönlendiren adamlar köylüdür. Bunların yüksek bir kültürü yoktur.

Bizim imgesel Türk kahramanlara ihtiyacımız yok; her devirde, coğrafyanın her yerinde varız esasen.

Türkiye’de temel sorun şu: Bilgili olanların yetkisi yok, yetkisi olanların çoğunun da bilgisi yok.

Osmanlıca, yalnız Türkçenin Arap harfleriyle yazılmasıdır. Bunun ayrı bir dil olamayacağı fazlaca açıktır.

sponsor

Okuma özrü, gevezelik özründen geliyor. Türk toplumu konuşmayı seviyor, her şeyi konuşarak hallediyor.

Ufak Asya denen kıtanın üstünde Türk devletlerinin kuruluşunun hazmedilemediğini fazlaca açık görürsünüz.

Tarihte hiçbir ülke Gazze kadar minik yüzölçümüyle bu kadar büyük bir trajedi ve acı yaşamış değildir.

Her nefis ölümü yaşayacaktır ayetini bankalara ve makam koltuklarına yazmalı. Tabutlara mezarlıklara değil.

Cahillik asla ayıplanacak bir şey değildir hatta bilgisiz tutarlıdır kendi içinde. Fena olan yarı cahillerdir.

Osmanlıca bilmeyen Tarihçiler İngilizce bilmekle övünüyor. Bre cahiller! Osmanlıca bilmeden Tarih olur mu?

Sultan II. Abdülhamid, Osmanlı İmparatorluğu’nun zamanı mirasının anıtlaşmasına ehemmiyet veren bir hükümdardı.

Türkiye’nin içine kapanması, Batı medeniyetini reddetmesi, bir ‘Taliban rejimi’ne dönüşmesi mümkün değildir.

Birileri çıkmış yakın tarih öğretilmiyor diyor. Yakın tarih değil kardeşim, küçüklere ilkin tarih öğretilmeli.

Bir opera eserini icra eden toplum, bir fazlaca işi topluca yapabilme ve örgütlenme kâbiliyetine sâhip anlama gelir.

Tarihimizi düzeltilmesi zor hatalarla inşa etmekten kaçınmalıyız. Coşku değil; düşünmek, planlamak lazımdır.

En utanılacak yönümüz tarih yaptığımız halde tarih öğrenmemek, tarih yazmamak mevzusundaki cahilce ısrarlarımız.

Koca bir kavmin binlerce kilometreyi üç çağ içinde geçtiğini düşünün; bu kadar kısa bir dönem içinde bir fenomen.

1950 öncesinin tek partisinden anlatmak artık siyaset kürsülerinin değil, 20. Yüzyıl tarihçiliğinin işi olmalıdır.

Türkiye’de yaşayıp ‘ben Türk değil, Kürt’üm’ diyebilir, ne var bunda. Şimdi o Kürt oldu diye ben mi Türklük’ten çıkacağım?

Her şeye bulaşmayın. Bunu gazeteler fazlaca yapıyor. Kendine gore yeni Türkiye kuruyorlar. B*k kurarsınız. Güldürmesinler adamı.

Yazıt okumak, eski Türkler içinde bir spordur; şimdi de olabilir fakat anlaşılan o ki yeni Türklerin başka merakları var.

Avrupa yaşamına Türkler dahil miydi? Coğrafya olarak evet, fakat Avrupalılığı oluşturan en göze batan negatif unsur Türklerdir.

Türklerin son iki asrı tüm Doğu dünyasında ve Balkanlar’da dikkatle gözden geçirilmesi ihtiyaç duyulan büyük bir zamanı yolculuktur.

Mustafa Kemal Atatürk devrinde tahılla beslenen; incir, üzüm satarak geçinen Türkiye, ufku ve vizyonu itibariyle bugünkünden fazlaca daha ilerideydi.

Şu bir gerçek ki Türk Milleti olarak Osmanlı da biziz, Cumhuriyet de biziz. Osman Gazi de Atamız, Fatih de Atamız, Mustafa Kemal Atatürk de Atamız.

Birbirlerini tanımayan, birbirlerinden kuşku eden kitlelerin bulunmuş olduğu yerde ne sulhüsalah doğrusu sulh, ne de onurlu bir eşitlik olur.

Türkler teşkilâtlanma kabiliyeti yüksek, askeri bir toplumdur. Kısaca Her Türk askerdir sözüne gülerler fakat beğenin beğenmeyin bu doğrudur.

Enteresandır ve doğrudur, hafızası olmayan toplumların nerelere gideceğinin, sürükleneceğinin, dahası neler yapabileceğinin hesabı olmaz.

Cumhuriyet monarşiyi, hükümdarlığı reddedecek ve eleştiri edecektir; bu kaçınılmazdır. Fakat bizde maalesef bir süre sonra ölçü kaçırılmıştır.

Her insana yüksek tahsile kadar eğitim verirsen olmaz. Dolayısıyla bu uyduruk üniversite, uyduruk lise eğitimiyle yarı bilgisiz bir nesil yetiştiriliyor.

Amerikalılar zamanı iyi yapıyorlar fakat tarih yazan bir geçmişleri yok. Türkler de tarih yazdı fakat film çeviremiyor. Hollywood endüstrimiz yok şundan dolayı.

Her devşirme o şekilde bazılarının sandığı şeklinde zorla alınmaz. Hatta bazı fukara köyler evlatlarının bu yolla kurtulacağına, yükseleceğine inanarak gönüllü olurlar.

Düşünce, sanat, eğitim, endüstri, ziraat, hakkaniyet. Her mevzuda müthiş bir sefalet içindeyiz. Elimizde duble yollar, alışveriş merkez’ler ve lüks rezidanslardan başka bir şey kalmadı.

Ortadoğu dünyası romantizmle yada buluğ çağı bebesinin kinciliğiyle yanaşılacak bir saha değil. Zira bilsek de bilmesek de; istesek de istemesek de Ortadoğu’dayız.

Bulgaristan Halk Cumhuriyeti 300 bin Türk’ü aniden sınırlarının dışına atmış; Edirne’de sınır kapısının önüne yığarak, “gelin, halkınızı alın” demiştir. Nitekim aldık da.

Besleyemeyeceği nüfusu üretmek fazlaca ağır bedeli olan toplumsal bir hatadır. Zira, eğitilemeyen ve beslenemeyen göçmen kalabalıklar eninde sonunda marjinal cemaatlere dönüşürler.

Orhan Pamuk Hakkında “Kendisi İngilizce bilmediği şeklinde, Türkçe de bilmiyor. Yaşamış olduğu bir toplumun kültüründen haberi olmayan bir yazar, Nobel de alsa doğru eserler ortaya koymaz.

Türk kimliği ve şuuru; tarih kitabı okuyarak, zamanı piyes seyrederek, zamanı film çekerek yada şiirle, müzikle oluşmuş değildir. Direkt doğruya kan, ateş ve kavga ile oluşmuştur.

Türk ordusu ricat etmeyi bilmezdi. İlk kez ricat etmeyi İstiklal Savaşı’nda öğrenmiştir. Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın harp tarihimizdeki büyük katkısı tertipli geri çekilmeyi öğretmesidir.

19. ve 20. yüzyılın ilk yarısında popüler tarih yazımı Anadolu Selçuklu Devleti’nin kurucusu ve Selçuklu Hanedanı’ndan Kutalmışoğlu Süleyman Şah’ı Osmanlı’nın Ata’sı olarak tasvir etmiştir.

İlk meclisin değişik dünya görüşlerine haiz mebusları bir amaç çevresinde toplanmışlardı. Birinci Dünya Savaşı’nın galiplerinin oluşturmak istedikleri dünya ve seviye Türkiye’de kabul edilmeyecekti.

Kimi zaman insan iyi mi bir iş başardığının bilincinde olmaz. Keza o gün (Malazgirt Savaşı) Alparslan’a sorsanız on yıl sonrasında Türklerin Sivas’a, iki yüz yıl sonrasında da Balkanlara açılacağını bilemezdi.

Üniversite doğal olarak ki açılmalıdır, fakat Hakkari’nin Kastamonu’nun dağlarına değil. Her yere gidip üniversite kurulmaz. Ankara’ya yirmi tane kurarsın buraya gelen öğrenciler Ankara’nın nimetlerini görür.

İslam aleminde Türkler için bir model yoktur; şundan dolayı biz çağıl bir dünyada çağdaş bir uygarlığı hem benimsemek, hem de onunla kavga ederek tarihimizi ve kimliğimizi korumak zorunda olan bir milletiz.

Türkler Avrupalıların sevmediği bir unsurdur. Bu fazlaca açıktır. Zira Türkler militan bir kökene haizdir, askerdir. Kısaca İranlılar şeklinde, Araplar şeklinde Müslüman, pitoresk, literatürü sevilen, egzotik bir unsur değildir.

Laiklerin asla dünyayı gezdiklerini ve iyi okuduklarını zannetmiyorum. Türkiye’de eğitim her insana verilir fakat kalitesiz olarak verilir. Bir toplumu dejenere etmek istiyorsan yarım eğitim vereceksin. Maalesef biz öyleyiz.

19. ve 20. yüzyıllarda Japon dediğiniz, Avrupalıya benzemek için ilkin gözünü ameliyat ettirerek işe adım atmıştır. Bu ameliyatlar halen devam ediyor. İranlı hanımlar içinde da burun ameliyatı yaygın, bizde de sarışınlık.

Şimdi yoğun bir İngilizce eğitim modası var. Ne var ki hepimiz bu şekilde yarım yamalak İngilizce öğrense güvenli olun Türkçe fazlaca geriler, şundan dolayı abuk sabuk Türkçe konuşmaya adım atar ve karıştırırlar; iyi öğrenenler ise Türkçeye İngilizce karıştırmaz.

Türkler olmadan 2. çağ zamanı düşünülemez, mümkün değildir. Fakat Türklerin kendilerini ifade etmeleri, ortaya koymaları, bir halde kendilerini tekrardan üretmeleri yazıyla mümkün olduğuna gore, bizde de tarih 6. asra kadar geriye uzanabilir.

İkinci Dünya Savaşı’nın en belirgin görüntüsü, daha doğrusu zihinlerdeki kalıntısı, tonlarla bombanın niçin olduğu harabeler değildir; toplama kamplarındaki cesetler yada Rusya steplerinde sürüklenen sivil esirler içinde kucağında çocuğuyla kurşunlanan analardır.

O ona bugün Alevi der, öbürü de kalkar başka bir şey der. Türkiye kıtasındaki insanların bu ayrımları kristalize olmamıştır. Fakat, erimiş bitmiş de değildir. Öyleki fena huylara başlarsanız, hepimiz herkesi o şekilde bir giydirir ki şaşarsınız. Binaenaleyh çenenizi kısacaksınız.

Tanzimat hareketi her şeye karşın Türkiye idaresini modernleştirmek, bir başka deyişle merkezileştirmek yolunda mühim ilerlemeler sağlamış oldu. Tanzimat devri görkemle açılıp rezaletle kapanan bir tarihî vakalar bütünü değildir. Hüzünlü ve buhranlı bir atmosferde başladı ve o şekilde devam etti.

Sağcıyız, muhafazakarız diyor, asla zannetmiyorum ben, Yahya Kemal’in görkemli tasvirini kavrayamadığımız, bu şehri sevip Necip Fazıl şeklinde ciddiyetle baktığını, kaldırımlarını bile hissettiğini. Solcuyuz diyor; asla zannetmiyorum ben, Nazım Hikmet yada Orhan Veli şeklinde sevmiş olarak, özlemle ve ciddiyetle baktığını.

Osmanlı Cemiyeti’nde şunu açık açıklayalım, klâsik devir ‘İslâm Devri’ dediğimiz -Abbasiye Devri’ ve ‘Orta Asya’da Timurlenk ve onun oğulları Uluğ Bey zamanında devam eden klâsik parlak ilmî anane bitmiştir. Osmanlı Periyodu bu klâsik bilimsel geleneğin parlak olarak devam etmiş olduğu, hattâ devam edebildiği bir devir değildir.

Cumhuriyet Türkçedir, niye Türkçedir; şundan dolayı cumhuriyetin kökü cumhur, cemaat anlamında people anlamında congregation anlamında bir Arapça kelimedir; fakat o kelimeden cumhuriyet ve cumhuriyet rejimini türeten Türklerdir. Binâenaleyh mefhumun içerisi tamamen Türkler tarafınca doldurulmuş olduğu için bu fazlaca Türkçe bir kelimedir.

Siz asla Ruslarla didişen bir Azerbaycanlı ya da Kazan’lı bir Tatar gördünüz mü o coğrafyada? Kendi milliyetini inşa etmek için başkasına hücum eden var mı? Var ise da bu sıhhatli bir davranış değildir. Sloganımız başka kültürleri sevin ya da sevmeyin fakat saygı duymak zorundasınız. Bu saygıyı da Türkler de bekliyor. Tüm sorun bu.

Hepsinin kendine gore yeni Türkiyesi var. Bunların bazısına gore yeni Türkiye bayanların başını örtüp gezdikleri bir yer. Bazısına gore her insanın namaz kıldığı bir yer. Bazısına gore gökdelenlerin dikildiği bir yer. Bazısına gore yeni Türkiye İslam birliğinin başını çeken bir memlekettir. Hepsi tartışılacak şeylerdir. Yeni Türkiye lafını eskiler de ediyordu. Onlar da hayalperestti.

Şimdi şunun kati tespiti lazım: Milliyetçi tutucu dediğimiz kesimin bizdeki şeklinde kasabalı, içine kapanık, dünyayı bilmeyen, lisan bilmeyen, yabancı milletleri okumayan, takip etmeyen, onlarla konuşamayan, onlarla beraber bir mekanı, bir havayı soluyamayan insanoğlu olması düşünülemez. Kısaca milliyetçilik aslına bakarsak tutarsız şeklinde görünür fakat, enternasyonalizmden geçmelidir.

Her gün her hastanede doktor dövülüyor. Bazı adamlar, 80 yaşlarında amcası öldü diye kabile halinde basıyor doktorun ofisini. İnsaf birader doğrusu! Ekip halinde ilkin doktoru, onu bulamadıysa hemşireyi, hastabakıcıyı dövüyorlar. Hastaneye giden diğer insanların sesi çıkmıyor. Şimdi bunu İngiltere’de düşünebilir misin? Bu şekilde hödükler tabip dövecek, o poliklinikten hizmet alan halk “Bana ne diyecek.

Davet Bey’in oğlu Alparslan bizim vatanımızın kurucu babasıdır. Bu kurucunun; Malazgirt Savaşı’na ve oradaki müthiş galibiyete, bir Bizans ordusunun ilk kez bu kadar ezilmesine, düşman başkomutanını tutsak etmesine karşın Batı’ya yönelip Bizans’ı yutma şeklinde bir hırsı yok. Kendisinin düşüncesi, o devirdeki bir Ortadoğu hükümdarının realizmini gösteriyor. Hedef; Suriye, Bağdat, Bilâdü’ş-Şam ve doğal ki Mısır.

Liyakata dayanan terfi sistemi tıpkı eski cemiyetteki şeklinde devam etmektedir ve dolayısıyla da bu toplumda tıpkı eski Osmanlı sistemi şeklinde sınıflaşma meydana gelmemektedir. Kısaca o anlamda bir sınıflaşma, sâdece belirli sınıfların başat olduğu ordular ortaya çıkmamaktadır. Belirli zümreden insanların başat olduğu bürokrasiler ortaya çıkmamaktadır. Bu, osmanlı ve Cumhuriyet Türkiyesi için ortak ve mümtaz bir özelliktir.

Batı’da insanoğlu vardır, bilerek dini reddederler. Vaftiz bile edilmemiştir fakat Hristiyanlığı bilir. Burada ise korkulu bir bilgisizlik hakim. Kısaca muhafazakarlık ya da ilericilik, alternatifini bilerek, onu bilgili olarak yok etmekten geçer. Yoksa din kültürüyle asla alakası olmayan bir insanın ilerici olması çok da fazla mühim değildir. Batı’daki laik düşünür tipi Ernest Renan’dır. Kısaca fazlaca ileri bir informasyon ve bilinçle dini reddeden bir şahıs.

Türkiye’de garip bir komünizan eşitlik anlayışı var. Adam zekaları, detayları, görgüleri eşitlemeye çalışıyor. Tanrı hiçbir süre insanları eşit yaratmıyor. Bunun biri güzel, biri çirkin. Bir tanesi akıllı, diğeri değil. İnsanları bu şekilde eşitlemeye çalışmak Stalinist bir anlayıştır. Bizimkiler parası olmayanlarla parası olanları eşitleyeceğine zekaları eşitlemeye çalışıyor. Akıllı olmayan bir çocuğa vereceğin eğitimle akıllı olanı iyi mi ziyan edersin?

Her yere fakülte kuruyorlar, here yere üniversite esasen kurulmaz. Zira Türkiye’de merkezin dışındaki kurumların kendi başına ne hükmü ne şahsiyeti ne de bir gelişme trendi vardır. Biz İngiltere’nin ya da Almanya’nın minik kasabaları şeklinde değiliz. Bunlar bizde hakikaten merkezin fazlaca dışındadırlar. Bu şekilde yerde üniversite olmaz. Olunca zararı olan oluyor, yararlı olmuyor. Oldukca mühim bir şey. Gençlerinizi iyi yerde yetiştirmiyorsunuz. Bu kasabada yetişen insanoğlunun zihniyeti de ona gore oluyor. Bu yırtılmaz mı; yırtılır, bunu değiştiren vardır. Fakat kaide umumiyetle maalesef böyledir.

  BU YAZI İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Turgut Özakman Sözleri
Turgut Özakman Sözleri

Sayfamızda Turgut Özakman Sözleri ve  Turgut Özakman Kitap Alıntıları yer almıştır. Kаğnı kаmyo

Türkiye ya da Türkmeniya adını dünyanın en akıllı, en bilgili insanları vermiştir. İtalyanlar, Cenovalılar ve Venedikliler tarafınca verilmiştir. Zira bu adamlar coğrafya bilirler. Etrafı kollarlar. Bir kavramın saçmalığını idrak etmek için yapacağınız ilk şey onu ilk öncelikle çeviri etmektir. ‘Türkiyeli’ şeklinde bir kavram başka dillere çevrilir mi? Çevrilir söylediğin süre ne kadar komik olur ona bakacaksın. İkincisi dünyada ‘Türkiyeli’ olmayıp da Türk olan vardır. Türkiye bunun coğrafyasıdır. Ben bu tarz şeyleri düşlem, düşünce jimnastiği olarak görüyorum. ‘Türkiyeli’ bidon bir kavramdır. Çeviremezsiniz, bundan bir üst kimlik de yaratamazsınız. Sağa sola bakarak bu tür kavramlar kullanamazsınız.

Coğrafyayla kimlik edinilmez. Örneğin Fransa memleketin adıdır. Asla hiç kimseye Fransa’dan türeme bir isim verilmez. Bizim adımızın da Türkiye’den mülhem olması koşul değil. Türkiye bir memleketin adıdır. Türklerin ülkesi anlama gelir. Eskiden Türkmen de denildiği için Anadolu’ya Türkmenya, Turkia yada Türkmeniya diye 12. asrın İtalyanları ad koymuştur. Bu coğrafyadaki etnik grupların kendi kimliklerini, dillerini, kültürlerini yaşatmak haklarıdır. Doğal bunu yapmak için de bilhassa onların münevverlerinin fazlaca gayretli ve çalışkan olmaları gerekir. Mühim olan bu değil. Önemli sorun hepimiz kendi kimliğine haiz olur, kendi adını söyler, kendi dilini öğrenir, kendi kültürüne haiz olmaya çalışır. Fakat siz kalkıp da bu yüzden öbürünün kimliğini kaldırmasını isteyemezsiniz. Bu komik olur, mantık dışıdır bir kere.

https://www.msntube.net/unlu-sozleri/ilber-ortayli-sozleri.html
Not: Siz de sitemize katkıda bulunmak istiyorsanız; yorum bölümünü ya da Yeni Söz Ekle butonunu kullanarak güzel sözler ekleyebilirsiniz.

sponsor

facebook
twitter