Refik Halit Karay Sözleri ve Alıntıları


Sayfamızda Refik Halit Karay Sözleri, Refik Halit Karay Alıntıları yer verilmiştir. 

Büyük başın ağrısı büyük olur.

Aşk bir çeşit ruh hastalığıdır.

sponsor line

İnsanı yaşı değil, yaşadıkları büyütürmüş.

Kar, yeni kürkümün üstünde ne güzel durur!

Geçmiş vakit olur ki imgesel bin cihan kıymet.

Topluluk suçu hazırlar, adam onu işler, derler.

İçki ve ikbal korkağı yürekli, cesuru küstah eder.

Ufak hesapların yer almış olduğu aşk minik bir aşktır.

Her günü birbirine benzeyen yaşamın ne kıymeti var?

Yazgımız, sanıldığından fazla, yüzlerimizden okunması mümkün.

Şam’da azılı bir Arapçılık şımarıklığı yargı sürüyor.

İnsan başkalarını aldatma idmanını ilkin kendinde yapar.

sponsor line

Aşıklar bin bir şey tasarlarlar, binde birini başaramazlar.

Hanım eliyle oluşturulan gönül yarasını gene bir bayan eli sarıyor.

Bir çiçekle bahar olmaz, derler. Aşk baharı tek çiçekle olur.

Yalan pek tatlı bir şey olmalı ki, bu günahı dilimizle işleriz.

Rüya nedir? Kafamızın, ölmediğini özetleyen nefes alış değil mi?

Tek ayna buluş edilmemiştir ki hanıma ‘sende iş kalmadı’ desin.

Hakkaniyet nerede hesap sorarsa, acıma orada haklarını kaybeder.

İyi insan olmak istersek, ilkin fena insan olduğumuzu anlamalıyız.

Kusurlar, kabalıklar ve çirkinlikler kimi zaman kamçılayıcı bile oluyor.

Oyuncak insan yavrusunun ilk kitabıdır; yaşam dersi almış olduğu ilk kitap…

Yalnız bizim değil, oldukça kere her milletin aklı başına sonradan gelir.

Tek taraflı bir aşktan ruh temizliği ve sağlığıyla çıkabilmek ne zor!

sponsor line

İnsan en çaresiz zamanında bile bir avunma sebebi buluş etmeden yaşayamıyor.

Seyahat bağlarında bir top gülüm var, Hey Tanrı’tan korkmaz sana bana ölüm var.

Güzele ne yakışmaz? Çiçek bozuğu bile… Oysa çirkine çiçek bile yakışmaz.

Ah! diyordu, niçin daha ilkin tanışmadık! Tanışmamız son geceye mi kalmalıydı?

Taç koyacağız derler, külahını kaparlar; dost görünürler, ciğerini yakarlar.

İçinden Ne garip, diyor, insanoğlunun yüreği Refik Halit Karay Sözleri de meğerse dişleri şeklinde kamaşırmış!

Müzik sesin,şiir sözün renkleşmesidir. Düşünce renkleşmeden güzel sanat olması imkansız.

Tüm bildiğimiz hayvanların içinde en ihtiyatsız ve en öğrenek almazı insandır.

Sonunda oldukça eziyet çekmemek için büyük zevklerden yoksun kalmayı yeğlerim.

O aşama madde tarafı güzel bir mahluka Tanrı iyi mi da çürük, iğrenç bir ruh vermiş.

Sevmek, sevdiğinin saadetinden zevk almak, onun saadetini kendi öz saadeti yapmaktır.

Evlenmeyenlerin bin bir kusuru,zayıf iradesi vardır;bunlardan biri de fazla hassasiyetleridir.

Gönül kocamaz derler; oysa rahatını kaçırmamak istediği gün ,gönül kocamış sayılır.

Sarı gözlü papatyalardan siyah gözlü kızıl gelinciklere kadar coşkun bir kır manzarası.

Parasız kalmanın dehşetini duymamış adamlar, harp ateşini tatmamış askerlere benzerler.

Medeniyetin birinci vazifesi çocuğun dudağına tebessüm https://www.msntube.net kondurmaktır; gam düşürmek değil!

Tatlı söze gene ökse şeklinde tutulursun, seyran, diye yola çıkar gene zindanlara sokulursun!

Kadının adam üstündeki çekiciliği; azgın denizin gemici üstünde yapmış olduğu tesirin aynıdır.

Hanımı parası için alacak adam, avucunu açarken gözünü kapamak lazım geldiğini bilmelidir.

İnsanlar yalnız kendi saadetlerini iyice duymak için yalnız başkalarının felaketlerini arar.

Hayvanları aldatmak niçin güçtür? Bizim en aldatıcı vasıtamızdan, sözden anlamadıkları için!

Ora siyasetinde merak vermek saygınlık kazanmanın yoludur ve olduğu şeklinde görünenin ömrü kısadır.

Sorumluluk ve ceza talep ederken, mükâfatlandırılacak hareketleri de açıklamak doğru olmaz mı?

Buz şeklinde bu oda ! Kaloriferi bir şey sanırdık;şimdi demir sobalı küçük odamızın kadrini anladık.

Hareketlerinde ölçülü ve ciddi görünmek,bunu bir onur meselesi yapmak da bir ayrılık zamanı psikolojisidir.

sponsor line

İki kere nişanlandı;ikisinde de yüzükleri iade etti ;nisan bozmak modasindan bile geri kalmamıştı.

Gözyaşları arasındaki luk,kuşkusuz,mutluluğun en derinini ve en oldukça hak kazanılmışını gösterir.

İyilik etmenin güçlüğü bunu devam ettirmekte ve kıvanç verici şekilde bitirmektedir. Aşklar şeklinde.

Oldukca zenginlerin öyleki kaprisleri olur ki, en acaip Hint ve Çin dinlerinin hurafelerini geride bırakır.

Boşuna eşref mahlukuz diye böbürlenmeyiniz. Ey insanoğlu, Tanrı size bir değirmi kuyruğu bile oldukça görmüş oldu!

Sana söz yetiştirilmez. Dünyayı bu kadar kara, fena gördükten sonrasında yaşamakta dayatışına mana veremiyorum.

Hanım kendi başına ne gül goncasıdır, ne de diken. Koklamasını bilirsen gül, tutmasını bilmezsen diken olur.

Yalnızken kendini dinleyiş kadar yorucu ne vardır? Yalnızlık sevenler kafa yönünden en oldukça yorulan insanlardır.

Yaşamaktan, daima gereksinimler içinde çırpınmaktan devamlı mağlubiyete mahkum bulunmaktan bir intikam hissi duymuyor muydu?

İnsan başkasından ziyade kendini aldatmaya uğraşan bir mahluktur; herkesten ilkin nefsine karşı yalan söylemekle vaktini geçirir.

Hanım var kardan soğuk, hanım var kordan sıcak. Kadının muhabbette ortası yoktur. Severse baldan tatlıdır, sevmezse zakkumdan acı!

Sen yalnız sevilmeyi seviyorsun. Tek taraflı aşk, tek kürekli kayık gibidir; bulunduğun yerde dönerek durursun, engine açılamazsın.

Konuşabilmek için lazım gelen zekaya haiz olmamak yada susku etmek lazım geldiğini anlayacak idrakte bulunmamak ne büyük bir sefalettir.

Cennette zevki kanıksamanız, cehennemde ezayı benimsemeniz mümkündür; en hoş geçireceğiniz devir, zannederim araftır. Ben şimdi oradayım.

Bu hanımefendiler sevdiler yada sevdiklerini zannettiler mi oldukça kere merhametli oluşlarından dolayı,yufka yürekliliklerinin belasını uğrarlardı.

Evet, sakın aldanma, inanma, kanma; bu dünya hile, hud’a dünyası. . Öncelikle çoban görünüp başa geçiyorlar, sonrasında kurt olup sürüyü yutuyorlar.

Başkalarını aldatmaya alıştığımız için bazı kere kendimizi başkası yerine koyar, kafamızın sesiyle konuşarak kendimizi de aldatmaya çalışırız.

Hangi yaşta, ne halde olursa olsun ayna, hanıma teselli veren sözler söyler; kendisini aynada tamamıyla çirkin yada geçmiş gören hanım var mıdır?

Hanım, bazı adam beyinleri için hakikaten anlaşılmaz bir denklemdir; bazıları için ise ezberlenmesi kolay bir çarpım cetvelinden başka bir şey değildir.

Seyahat ederken önüne gelenle konuşup ahbap olmak,hanımefendilere sokulmak,çocuklarla oynaşmak,ihtiyarlarla dertleşmek ve her şeye ilgi göstermek isteyenler vardır.

Kıskançlığın temelini kendisini üzmek, işkenceye sokmak meyli teşkil eder. Kıskançlar, imrenecek vesileleri dört gözle ararlar ve beklerler. Kıskançlık üzüntüsünden zevk, hatta kösnü duyarlar.

Vücudumuzun elbiseye olan ihtiyacından fazla hissiyatımızın örtüye ihtiyacı vardır. Aksi şeklinde ben bu cihette de, hissiyat örtüsüzlüğünde de elbiseden daha züğürdüm; göğsümü kapayım derken sırtım açılıyor.

İkbal sarhoşu en acele ayılan bir sarhoştur. Masa başındaki koltuğunu altından çeker çekmez süt dökmüş kediye, sarığı alınmış hocaya, karaya vurmuş balığa, gerdeğe girmiş alığa yada zifaf odasından çıkmış hadıma döner, sünepeleşir.

Tüm ömürlerini netice vermeyen davalar arkasında büyük ümitlerle koşa didişe geçirip nihayet umduklarını bulamadan meyus yıkılıp ölen adamlar şeklinde buraya nihayet tırmananlar da asla şüphesiz arayıp beklediklerini bulamamaktan ileri gelme bir kederle düşüp kalmışlardı.

İnsanlar, yalnız kendi mutluluklarını iyice duymak için, başkalarının felaketinin arar, ve bencilliklerinin bu şekilde bazı çeşitlerine erdem adı vererek örneğin ‘terbiye’ sayarlar. Oysa, bunun aslı, başkasının felaketinden duyulan yırtıcı zevk, kendisini ondan mutlu görmek için hazırlanmış acayip bir delildir.

Not: Siz de sitemize katkıda bulunmak istiyorsanız; yorum bölümünü ya da Yeni Söz Ekle butonunu kullanarak güzel sözler ekleyebilirsiniz.